-----


--------------------------------------- SİTEME HOŞ GELDİNİZ

------------------------------------------ ----------------------------------- cursor --------------------------------------- ip-numaram.com IP adresi --------------------------------------- ----> <$BlogTitle$>



<- :: Sonraki Sayfa ->

Pazartesi, Şubat 11, 2008

Yazıklar olsun bu gazeteye..

Ey Hürriyet gazetesi denilen kaos tüccarı.. Dün “411 El Kaosa Kalktı” diye bir manşet attınız.

İnanıyorum ki bu manşeti attıktan sonra ritmik ritmik ya da fıldır fıldır göbek de attınız!

“Herkes eşittir” diye yazan bir Anayasa maddesine “Ama herkes eşittir..” mealindeki bir cümlenin eklenmesine bile tahammül edemediniz.

Çünkü Anayasa karşısında, altını çiziyorum Anayasa karşısında, Aydın Doğan ile örneğin Baldırıçıplak köyü muhtarının baldızı arasında hiçbir fark olmadığını bilmiyorsunuz..

Ya da biliyorsunuz..( Ben sizi hiç bilmez miyim?)

Elbette Aydın Doğan'ın verdiği vergi ile bahsi geçen baldızın verdiği vergi arasında anormal derecede bir fark var..

Ama ben ikisi arasında maliye mevzuatı noktasında bir fark yoktur demedim ki, Anayasa karşısında bir fark yoktur dedim!

Elbette “Vergilendirilmiş kazanç kutsaldır..” düsturuna riayet etmek başkadır..

“Manşetlendirilmiş kaos tetikçiliği kutsaldır..” demek ise başka bir şeydir!

Anılan gazetenin köşe yazarlarından bir kısmı “Eyvah Araplaşıyoruz.:” diyor..

Bir kısım yazarı ise “Keşke Araplaşsak. Çünkü Arap liderlerinin eşlerinin başı açık..” diye yazarak limonsuz maydanoza limon fışkırtıyor..

Oysa ne başı örtülüler üniversiteye gidince Türkiye Araplaşacak ne de Türk Telekom gibi bazı şirketleri Araplar satın alınca Türkiye Araplaşacak..

Kaldı ki, tapu ve kadastro genel müdürlüğü mevzuatının hiçbir yerinde “Laik arsa” ya da “ladini mamelek” diye bir tanımlama bulunmamaktadır.

Bırakınız İETT arsasını, Çankaya Köşkü'nün bulunduğu arsa ile Cumhuriyet gazetesinin Şişli'deki merkez binasının bulunduğu arsa dahi laik değildir!

Evet bu metafor, bağımsız gazete olarak görünmek için gazetenin logosuna “Bağımsız” sıfatını koymaya benziyor.

Tıpkı, çamaşırların “temiz görüntü” vermesi için çamaşır makinesine anten taktırılmasında olduğu gibi!

Aslında işbu yazı münhasıran Hürriyet gazetesi merceğe alınarak yazılan bir yazı değildir.

Bu yazı, kudret tacirliği ve kaos tüccarlığı yapan bazılarının insafsız bir yargıyla birilerini yargısız bir infaza tâbi tutmasına dair yazılmış bir yazıdır.

Örneğin diyorlar ki: “Üniversiteye başörtüsü girerse olursa laiklik elden gider. Çünkü Erdoğan türban ile ilgili olarak AİHM'nin ve Anayasa Mahkemesi'nin karar vermeye yetkisi olmadığını, bu konuda ancak ulemanın yetkili olduğunu söylüyor..”

Elbette Türkiye'de yaşayan herkesin bu tarz laflar etmeye hakkı vardır.

Muhakkak ki “ulema”nın da; ulemanın ne olduğunu bilmeyen “allame”lerin de buna hakkı vardır!

Oysa Başbakan Erdoğan ne demişti? Özetle şunu:

“Başörtüsünün yasaklanıp yasaklanmamasına dair karar verecek olan bir mahkeme yasak koyarsa buna uymak gerekir. Ama mahkeme 'Başörtüsü dinin bir emri değildir..' diyemez.”

Bu cümlesiyle Tayyip Erdoğan, “Dini içerik de taşıyan konularda mahkeme değil, din uleması tam yetkilidir..” demiş mi oluyordu?

Neticede Erdoğan bir hususun dinin emri olup olmadığının tespiti için “bilirkişi”den görüş alınması gerektiğini söylüyordu.

Diyelim ki Başbakan Erdoğan'ın bu sözünün çarpıtılması karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı AK Parti hakkında kapatma davası açtı.

Ve varsayalım ki mahkeme üyeleri “ulema”nın ne olduğunu bilse bile bunun içeriğini tam olarak bilemiyor.

Bu durumda Mahkeme'nin, “ulema”nın ne olduğunun tespiti için Türk Dil Kurumu'ndaki “alimler”den görüş istemesi doğal değil midir?

Dolayısıyla, TDK'dan görüş istedi diye Anayasa Mahkemesi'nin de kapatılması mı gerekiyor?!

Gerçi Hırant Dink'in davasında Yargıtay şunu diyebilmişti:

“Öyle millet vardır ki, kan dedin mi akla bu toprakların her santiminde bulunan ecdat kanı gelir. Bu toprağın her karesi kanla sulanmıştır.”

(Dikkat isterim; bu satırlar İnkılap Tarihi kitabından değil mahkemenin gerekçeli kararından alınmıştır!)

Evet, başörtüsü dini bir emirdir veya değildir..

Bu konuda bir köşe yazarı çıkıp “Hayır, bu bir dini emir değildir..” diyebilir ve bu kişisel yargısı karşısında o kişiyi dinsizlikle itham etmek doğru değildir.

Ama “Başörtüsü benim inancıma göre dini bir emirdir..” diyen birisinin eğitim hakkını elinden almak hiç kimsenin, bu arada mahkemelerin de haddine değildir.

Mahkemenin vermiş olduğu bir kararı “son nokta” olarak telakki etmek ise, demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti'ne kafa tutmaktır.

Haydi “kafa tutuldu” diyelim; ama tutulan demokrat kafanın tasını artırmak da Hürriyet'in harcı değildir..

 

Perşembe, August 23, 2007

BEL FITIĞI İÇİN DOĞRULAR YANLIŞLAR

Bel fıtığı tedavisinde yanlış ve doğrular
Bel fıtığı günümüzde en yaygın sağlık sorunlarından biri. Çok sık rastlanmasına rağmen bu hastalığı yeterince tanımıyoruz.

Bu nedenle belfıtığı tedavisinde yanlış bilinenleri sıraladık; tabii, bilimsel doğruları da...

Yanlış: Sert yerde yatmak bel ağrılarını giderir.Bel fıtığı oluşunca mutlaka ya yerde yatmalı ya da yatağın altına tahta koyup öyle yatmalı.
Doğru: Sert yerde yatmak sırt ve bel kaslarının tutulmasına neden olduğu için yarar yerine zarar getirir. İyi bir yaylı yatakta, tercihen yarı ortopedik bir yatakta yatmak en iyisidir.

Yanlış: Mutlaka sırtüstü yatılmalıdır.
Doğru: Hastanın en rahat ettiği pozisyon en iyisidir. Hastalar genellikle yan yatıp bacaklarını karınlarına doğru çektiklerinde daha rahat ederler, çünkü bu pozisyonda yatarken omurların arası açılacağından bacak sinirlerine olan bası azalır. Eğer hasta sırtüstü yatmak isterse belinin altına bir yastık koyması ve bacaklarını yüksek bir yere uzatması daha uygun olur.

Yanlış: Tuvalet ihtiyacı dışında kalkmadan 20-25 gün kesin yatak istirahati yapılmalıdır.
Doğru: İki gün yatak istirahati yeterlidir.Eğer hasta rahatlamazsa bir sonraki tedavi aşamasına geçilmelidir. Uzun süre yatmak hastada depresyona yol açabilir, depresyonun tedavisi bel fıtığının tedavisinden daha zordur.

Yanlış: Yürüyüşten, merdiven çıkıp inmekten kaçınmalı, daha çok oturmak tercih edilmelidir.
Doğru: Oturmak bele binen yükü arttırır, onbeş yirmi dakikadan fazla sürekli oturulmamalı, sık sık vücudun pozisyonu değiştirilmelidir.

Yanlış: Sürekli korse takmak beli toparlar, bele binen yükü azaltır.
Doğru: Omurga kırıkları ve kaymaları dışında sürekli korse takmak zararlıdır, beldeki kasların zayıflamasına yol açar.

Yanlış: Bel çektirme ile bel fıtığı geri gider, hasta rahatlar.
Doğru: Bel çektirme sadece omurların arka uzantılarının birbirleri arasında yaptıkları eklemlerdeki kaymalarda faydalıdır. İleri derecede bel fıtığı olan kişilere yapıldığında fıtığın kopmasına ve hasta için felç tehlikesinin ortaya çıkmasına sebep olur.

Yanlış: Bele balık bağlama, bardak çekme, masaj gibi alternatif yöntemler fıtığı yerine sokar.
Doğru: Bu gibi alternatif yöntemler sadece beldeki kan dolaşımını arttırır, böylece beldeki kaslar gevşer, hastada geçici rahatlama olur, fıtık üzerine bir etkisi olmaz.

Yanlış: Fizik tedavinin yapıldığı yer çok önemlidir.
Doğru: Fizik tedavinin yapıldığı yerin önemi vardır, ama yakınlığı çok daha önemlidir. Hastanın fizik tedaviden sonra üşütmeden, yorulmadan eve gitmesi gereklidir.

Yanlış: Fizik tedavi esnasında ağrı olursa bırakılmalıdır.
Doğru: Fizik tedavinin özellikle ilk üç gününde ağrıların artması normaldir, sabırla devam edilmelidir.

Yanlış: Fizik tedavinin etkisi ancak birkaç ayda belli olur.
Doğru: İlk on seans sonucunda hastanın ağrılarında bir gerileme olmuyorsa fizik tedaviyi sürdürmenin bir anlamı yoktur. Bir sonraki tedaviye geçilmelidir.

Yanlış: Mesai saatleri içinde fizik tedavi yapılabilir.
Doğru: Fizik tedavi bitiminde mutlaka yarım saat kırk beş dakika uzanıp ondan sonra normal yaşama devam edilmelidir.

Yanlış: Bele iğne yapılması bel fıtığını yok eder.
Doğru: Bele iğne yapılması hastanın ağrılarını geçici olarak yok eder, tamamen geçirmez. Yapılacak kortizonun birçok yan etkisi olduğu unutulmamalıdır.

Yanlış: Bel fıtığı ameliyatı çok risklidir, hastaların çoğu ya sakat kalır ya da kısıtlı bir yaşam sürdürmek zorunda kalır.
Doğru: Mikrocerrahi ile ve iyi bir beyin cerrahı tarafından yapılan bel fıtığı ameliyatlarının sakat kalma, felç olma gibi bir riski yoktur. Ameliyat hastayı daha rahat hareket edebilmesi için yapılır, onun hareketlerini kısıtlamak için değil.

Yanlış: Bel fıtığı ameliyatlarında hasta mutlaka narkoz almak zorundadır.
Doğru: Artık epidural anestezi ile hasta uyumadan da ameliyat yapılabilmekte, hastalar ameliyat sırasında sohbet edebilmekte, ayaklarını oynatabilmektedir. Bu yöntem sayesinde ameliyat sonrası uyanamama, bulantı, kusma gibi sorunlar oluşmamaktadır. Hasta ayağını oynatabildiği için ameliyat sırasında güç kontrolü de yapılabilmektedir.

Yanlış: Bel fıtığı ameliyatından sonra en az üç ay seyahat edilmez, araba kullanılmaz.
Doğru: Bel fıtığı ameliyatından sonra hastanın tatile veya bir seyahate çıkması istenilen bir durumdur. Hasta uçakla veya trenle ameliyatın gecesi, arabayla veya otobüsle ameliyattan iki gün sonra uzun yolculuğa çıkabilir. Ameliyattan bir hafta sonra tatil yapabilir, eğer İstanbul trafiği gibi stresli bir yerde değilse ameliyattan birkaç gün sonra araba kullanabilir.

Yanlış: Bel fıtığı ameliyatından sonra cinsel güç azalır, zaten ameliyattan sonra en az üç ay cinsel perhiz uygulanmalıdır.
Doğru: Bel fıtığının varlığı cinsel gücü azaltır, onun ameliyatla alınması zamanla kaybolanları geri döndürür. Ameliyat sonrası cinsel perhiz ise sadece on günlüktür.

Yanlış: Ameliyat sonrası futbol, kayak, tenis gibi sporlar bir daha yapılamaz, denize girilemez.
Doğru: Ameliyattan bir hafta sonra deniz ve havuz tedavi için yararlı girişimlerdir, yürüyüş ve yüzme hastanın normal yaşama dönmesini hızlandırır. Zıplayıcı sporlar iyileşmeyi geciktirdiği için iki ay süreyle yasaklanır, sonra spor öncesinde iyice ısınmak kaydıyla serbest bırakılır.

Yanlış: Sadece bel ağrısı belirtisi olan bel fıtığında ameliyat olunmalıdır.

Doğru: Bel fıtıklarının %90'ı ameliyatsız iyi edilebilmektedir. Sadece bel ağrısı veya uyuşma için ameliyat yapılamaz.

Yanlış: Bel ve bacak ağrımız varsa öncelikle ortopedi, nöroloji veya dahiliye uzmanına başvurmak gerekir.
Doğru: Bel ve bacak ağrımız varsa öncelikle beyin cerrahisi uzmanına başvurmak gerekir

Perşembe, Mayıs 17, 2007

knightonline kalkacak galiba türkiyeden

Hello Knight online Players,

Knight Online continues to grow in popularity around the globe. In response to this growth, K2 Network must make changes that will, for the long term, provide our players with the best service possible.

At this time, many European players may be unable to log in to Knight Online. This recent issue is not due to K2 Network�s equipment or the Knight Online servers, but involves connectivity issues between some of our current internet service providers (ISP�s).

K2 Network is communicating with those ISP�s and is also exploring a number of alternatives so that we can better service the Knight Online community. We are confident that these changes will be made as soon as possible, and we thank you for continuing to support Knight Online.

-The Knight Online Team




"Türkçesi"

Knight online,dünyada popülaritesi artarak büyümektedir. Bu büyüme çerçevesinde K2 NETWORK UZUN DÖNEMDE OYUNCULARINA DAHA İYİ SERVİS imkanı verebilmek için değişiklikler yapmalıdır.

Bu zaman zarfında , birçok AVRUPALI oyuncu Knight online a girme konusunda problem yaşayabilir. Bu konu knight online Serverlarıyla alakalı olmamasına karşın, bağlantı sorunları bazı internet servis sağlayıcılarımızdan kaynaklanmaktadır.

K2 network bu internet servis sağlayıcıları ile görüşme halindedir ve alternatifleri ele almaktadır ve bu şekilde daha iyi hizmet verebilme şansımız olacaktır. Biz bu değişikliklerin en kısa zamanda olacağından eminiz.
Teşekkürler
Knight online takımı


Cumartesi, Nisan 21, 2007

karax indir

ark. işte karax buyrun url:

http://dosyam.net/?id=mrmyjz

 

herşey sizin için

divisore